galatasarayici@hotmail.com adresinden bizle irtibata geçebilirsiniz..
(ekşi sözlük yazarları tarafından hayat verilmektedir..)
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2010 Pazar

Futbol, Rijkaard ve Galatasaray

Ne zaman "futbol neden dünyanın en popüler oyunudur?" diye tartışılsa ilk söylenen şey, basit bir oyun olmasıdır. Futbol o kadar basit bir oyundur ki, oynamak için topa bile gerek yoktur çünkü dört taş ve kutu kola şişesi bile bir grup çocuğun bu oyunu oynamasına yeter. Futbol bu kadar basit olduğu içinde herkes bu oyundan çok iyi anladığını düşünür ve hiç kimse ( özellikle Türkiye'de) eleştiri yapmaktan çekinmez.

2002 yılından bu yana Türkiye'de kulüplerin gelirleri arttığı halde Türk futbolu geriledi ve bunun tek bir suçlusu yok. Türkiye'de asıl sorun yöneticiden, yorumcuya, yorumcudan taraftara bir çok insanın söyledikleri ile yaptıklarının birbirini tutmaması. Bugün kiminle futbol konuşsanız ağzından ilk çıkan sözler "sabır" ve "istikrar" olur ama bir takım 3 maç üst üste puan kaybettiğinde yorumcular istifa diye televizyonlarda bağırır, o sene şampiyon olunamadığı zaman yöneticiler antrenörü değiştirir ve takımdan 4-5 kişiyi gönderip 6-7 kişi alır, taraftarlar takımları ligde iki basamak gerilediğinde tesislerde futbolcuların arabalarına saldırır. Hepimiz altyapıdan oyuncu çıkartılsın der ama 17 yaşındaki bir futbolcu hata yaptığında bu sefer "bu iş çoluk çocuk ile olmaz" deriz. Takım ofansif bir kadro ile çıkıp maç kazandığında "işte böyle oynayacaksın sen büyük takımsın, rakip senden korkacak" deriz ama ertesi hafta aynı kadro maç kaybettiğinde "modern futbolda bu kadar çok hücmucu ile oynayamazsın" diyebiliriz. İşte bu yüzden adınızın Rijkaard olmasının hiçbir önemi yok. Hatta adınızın Rijkaard olması, bazı insanların sizi eleştirmesi için bir neden.

2002-2003 sezonunu R.Madrid'in 22 puan gerisinde altıncı bitiren Barcelona'yı yeni baştan oluşturup iki lig, iki İspanya süper kupası ve bir şampiyonlar ligi şampiyonluğu dahi kazandırsanız, bu gün yere göğe sığdırılamayan Barcelona'nın iskeletini bile oluştursanız, messi, ronaldinho, xavi,puyol gibi kendi mevkilerinin hatta dünyanın en iyi oyuncularını bile yönetseniz yine de, Turkcell Süper Lig'inde ilk senenizde şampiyonluğu kaçırmanızdan sonra gitmenizi isteyecek bir çok insan ile karşılaşabilirsiniz.

Bu gün m.topal, m.sarp, barış özbek gibi oyunculardan kurulu bir ortashanın neden hızlı ve ayağa pas oynayamadığını eleştirmek ve bunun faturasını antrenöre kesmek şakaysa hiç komik değil ciddiyse çok komik. Yine Barcelona'da oynattığı sistemden farklı bir sistem ile takımı oynatmasını eleştirmekde doğru değil çünkü hiç bir şekilde top yapamayan ve çabuk oynayamayan, hızlı ve tempolu futbol denince aklına uzun top atmak gelen bir orta sahanın ilerdeki üçlüyü besleyemiyeceğini bilmek için Rijkaard olmaya gerek yok.
cimbom aşkına

1 Nisan 2010 Perşembe

Yeter Ümmetçi Zihniyet Yeter!!!

Son zamanlardaki başarısızlıklar sonrası zamanında nasıl bir çıbanın başı oldukları artık iyiden ortaya çıkan eskiler yeniden konuşmaya başladılar. Dem vurdukları tek şey ise abilik kavramı. Takımın abileri yokmuş, olsaymış bu durum olmazmış vs... Fem Dersanesi sanılan bir takım varmış meğerse ortada. Abilerin dizinin dibinden ayrılmayan genç futbolcular ve en küçük yanlışında lobilere kurban edilen yabancılar. Kurban edilemeyecek kadar büyük bir karizmaya sahip olanlar ise bu tayfa ne kadar istemese de kahraman oldular bu takımda. Hagi, Popescu ve Taffarel. Karizmaları biraz daha aşağıda olsaydı onlar da bitirilmeye çalışılırdı. O kadar da eminim.

Demokrasi denen kavramdan nasibini almamış bir ülkenin futbolcuları sosyal hayatlarına egemen olan el - etek öpme olayının Galatasaray için kurtarıcı olacağını söylüyorlar. Akıl yerine bir anlık gazın ligi getireceğine, Avrupa'da kupalar kazandıracağına inanıyorlar. Onlara göre yabancılar sadece para israfi. Aklıyla oynuyorsa hele iyiden ziyan. At gibi koşmali futbolcu onlara gore. Ter akmalı mabadından. Varsın 2 metre yanına pas veremesin. Taca gideceği belli olan topa koşup bağları falan koparsa hele. Bildigin peygamber işte. Onların anladıkları, olmasını istedikleri futbol işte bu kadar akıldan uzak.

Şimdi sallanıyor herkese. Rijkaard iş bilmez şanslı adamın teki, Neeskens futbolculuğunun ekmeğini yiyor, Elano kız gibi, Keita küçük maçların oyuncusu vs... Mehmet Topal aslan ama. Ya da 2 adım ötesine pas veremeyen Mustafa Sarp. Bu adamlara göre kurtuluş 1 senedir top oynamayan Ayhan'da. Kurtuluş insan gibi davranılan, ailesiyle zaman geçirmesine izin verilen futbolcularda olamaz onlara göre. Öyle ya. Karşı tarafın başkanı her gün başında takımın. Tam gün askeri mesai var. Adına ilaçlar uydurulmuş. Başkanının adını bile bilmeyen Premier Lig topçusu da topçu değil zaten. Onlara göre kurtuluş askeri kamplarda. Psikolojinin bozulması lazım önce. Psikopat olmalı futbolcu. Deli deli bakmalı. Aklını zinhar kullanmamalı. Erkek oyunu bu. Çocukluğunda babası tarafından gösterilmesiyle övünülen organının dogrultusuna gitmeli topla beraber. Bakmamalı sağa sola. Görerek oynamamalı. Pivot santroforları olmalı en başta. Önüne gelen uzun vurup kafasıyla arkadaşına indirmesinden medet ummalı. Yerden kısa pas akla ve tekniğe dayandığı için derhal unutulmalı. Zaten yabancılar israf dediğimiz gibi. Onlar olduğu için gelişememekte bu meret. Yabancı olmamalı. Hatta Almanya doğumlu bile olması problem bu abiler için. Türk oğlu Türk olmalı. Maç sonrası abileri saçlarını okşamalı, maklube yenmeli beraber.

Bu hastalıklı zihniyetin çoğu köşe yazarı şu anda. Takımda kalanlar ise bu sene sonu temizlenecek umuyorum ki. Cerahat akınca çok güzel olacak bu takım. Dışarıdaki ümmetçilerin içeride yandaşı kalmayınca Avrupa Şampiyonu da olunacak, kupalar da gelecek. Onlar da bir kenarda kendilerini yiyecek.

İşte o nedenle Rijkaard ve ekibini tutmalı Galatasaray. İnadına. Kurtuluş icin. Seyrantepe olayından da önemlidir bu, Riva arazisinden de, şampiyonluktan da. Cerahatin temizlenmesinin yolu bu adamların boyunduruğu altına girmeyecek bu kadroyla devam etmektir.

Varsın Fener bizi yensin. Sanki onlar varken farklı bi halt mı oldu? Maksimum çıkarlar Saba Tümer'in programına. Anlatırlar nasıl yenildiklerini. Aynı akıl veren abileri gibi.

Nedir yani!!!
cimbom aşkına

31 Mart 2010 Çarşamba

Selçuk'un Ayağı

Maç hakkında taktik-teknik açıdan konuşulacak pek fazla bir şey yok aslında. Bir çok oyuncumuzun iştahsızlığı ve bazı oyuncularımızın yeteneklerinin yetersiz olması Fenerbahçe ile yaptığımız maçlarda her zaman vuku bulan garip olaylarla birleşince maçı kaybettik.

Yenilgiyi tabi ki sadece Servet'e bağlamıyorum ama maçtan sonraki röportajında "biz görevimizi yaptık savunmada pozisyon vermedik, golü orta sahadan yedik, tüm oyuncular daha dikkatli olmalı" diyor. (söyledikleri, kelimesi kelimesine aynı olmayabilir ama bu anlamda sözler kullandı) Rakibinin atak yapma gibi bir düşüncesi olmadığını ve hücum adamının ise Güiza olduğuna değinmeyeceğim. Selçuk yaklaşık 35 metreden penaltı kullanır gibi rahatça şut çekerken Servet tam Leo Franco'nun görüş açısını kapatacak şekilde duruyor. Fenerbahçe'de oynamış, Galatasaray ve Milli Takım'da oynayan Servet daha nerede duracağını bilmiyorsa bütün suçu kaleciye ve orta saha oyuncularına yıkmak yersizdir. Orta saha oyuncuları deyince; Mehmet, Barış ve Mustafa, stoper Neill'deki teknik kapasitenin onda birine sahip olsa takım bu durumda olmazdı.


Şunu da kabul etmek gerekir ki, Fenerbahçe Özhan Canaydın'ın ölümünü iyi kullandı. Maça kadar medyada estirilen centilmenlik havası, hafta içinde Manisaspor'la yaptıkları kupa maçında alkış, bizim maçta alkış! Tüm bunlar, taraftarımızın ve oyuncularımızın havasını kaçırdı. Bu arada Alex, maçtan bir kaç gün önce centilmenlik mesajları vermiş. Adama demezler mi? "senin sahanda arkadaşların oyuncularımızı döverken, taraftarın eline geçeni sahaya atıp hakemin kafasını yararken neden engellemedin?"

Yazının başında bahsettiğim "vuku bulan garip olaylar" neticesinde kaybetmemiz, bu maçta Selçuk'un gol atması şeklinde gelişti. Tanrı'nın ayağı değil, bildiğin Selçuk'un ayağı.

Maçtan ilginç bir anekdot: Alex'e atılan su şişesine tribündeki hatun öyle bir şaşırıyor ki, sanki sahaya şişe değil de meteor düştü. Hangi dünyada yaşadığını bilmiyorum, o da geldiği maçın hangi maç olduğunu bilmiyor.
cimbom aşkına

26 Mart 2010 Cuma

28-Mart-2010 Galatasaray-Fenerbahçe Maçı

çok fazla değil bu pazar günü oynanacak, 26 mart günü oynanacak bursa maçının skoru ve bu maçın skoru az-biraz bir şeylerin rengini belli edecek.. takımımızın olası mağlubiyeti halinde lig sonunda şampiyon olacak takımın renklerinde kırmızı olma ihtimali kalkacak ve laciverdin yanına sarı yakışmadığı için yeşille-beyazın uyumunu seyretmek isteyeceğiz.. tabi bu bir Galatasaraylının karşılaşmak istediği en son tablo..

olabilecek en kötü durumdan bahsettiğimize göre maçla ilgili bir kaç şey söylememiz gerekiyor.. sezon başında yapılan oyuncu-antrenör transferlerinden sonra herkesin kafasındaki tek soru kaç puan farkla lider oluruzdu.. akabinde devre arasında yapılan katkılarla beraber bu duygu iyice perçinleşti..

fakat daha sonraları gelen forvet sıkıntısı (sakatlıklardan kaynaklanan) ve dış saha beceriksizlikleri işin rengini değiştirdi.. sonuç olarak önemi tartışılmayacak bu maç iyice anlam kazandı..

Galatasaray' ın bu maça hangi kadroyla çıkacağı ve oyun felsefesinin ne olacağı hala tam olarak belli değil.. tabi ki kazanmak sahada yer alan onbir aslan olacağından kimsenin şüphesi yok.. kaleciyle ilgili herhangi bir değişikliklik yapılmayacağına göre defans kurgusundan başlamak gerekiyor..

öncelikle rijkaard' ın muhtemel 11' ine bakalım:

------------------------leo----------------------------------
-------sabri---neill---güngör---caner----------------------
--------------------------------------------------------------
-----------------barış-------sarp---------------------------
------------------------elano--------------------------------
---------------------------------------------------------------
--------keita-------------------------santos(arda)---------
--------------------------jo(baros)--------------------------

içimden geçen 11 ve gerekçeleri:

------------------------leo----------------------------------
-------neill---servet---güngör---balta*-------------------
--------------------------------------------------------------
-----------------ayhan-------sarp---------------------------
------------------------elano--------------------------------
---------------------------------------------------------------
--------keita-------------------------arda(caner)*---------
--------------------------jo(baros)--------------------------

(* arda oynarsa hakan balta' nın yerine caner..)

defansın göbeğinde güngör-servet ikilisini en son milli maçta görmüştük.. bu ikilinin böyle bir maçta oynuyor olmaları kendilerinin morali açısından ve dolayısıyla Galatasaray' a katkıları açısından paha biçilemez bir sonuç doğuracaktır kanımca.. ayrıca bu durumun diğer bir artısı ise neill' ın sağ kanatta yer almasıyla beraber ne zaman, nerde ve nasıl patlayacağı belli olmayan bir sabri tehlikesinden takımı kurtaracaktır.. birde fener hücum hattının çok saldırgan ve çok başarılı olmadığı ve deplasmanda attığı gol sayısının azlığına bakılırsa servet-güngör ikilisi bu maç için başarılı tercih olacaktır.. sol kanatta ise arda oynarsa caner, oynamazsa hakan balta tercihi doğru olacaktır. (sanırım başka da alternatif yok)

orta saha Galatasaray' ın son maçlarda kaderini belirleyen bölge oldu.. yetenekli oyunculardan çok mücadeleci oyuncuların yer alması Galatasaray' ı zor durumlarda bırakmakta.. bu durumu değiştirecek kişi ayhan' dı fakat o da bu sen çok fazla forma şansı bulamadığı için oynasa dahi ne yapacağı bir soru işareti.. (tabi ki gönüllerden emre çolak geçiyor ama onun oynama ihtimali kimsenin aklından geçmiyor) bu bölgede umarım elano klasını gösterir ve kendisinden bekleneni ortaya koyar.. keita ise eminim sami yen' deki şovuna devam edecektir aksini düşünmek bile yeterinden fazla derecede üzüyor bünyeleri.. taraftarı ve takımı coşturmak hatta daha ötesi kendisinin elinde umarım bunu gerçekleştirir.

takımın en uç noktasında büyük ihtimal jo yer alacak.. kanat oyuncuları ve elano tarafından iyi beslenirse neler yapacağı malum..

her ne olursa olsun hiçbir bahanenin kabul görmeyeceği, çıkıp oynanıp büyük başkanın hatrına(anısına)üç puanın kazanılacağı maç olmalıdır.. aziz yıldırım ceza almasaydı eğer her golden sonra adnan polat' ın elini sıkarak özhan başkana adına verilecek en güzel mesaj verilebilirdi..

28 mart akşamı zirvenin rengini sarı-kırmızı yapma niyetimizi iyice belli etmiş olmamız dileğiyle..


cimbom aşkına

25 Mart 2010 Perşembe

galatasarayistan

ekşi sözlük yazarlarının Galatasaray aşklarını dillendirdikleri blog...
cimbom aşkına